Benliğimiz...

  Biraz iç döküş, biraz duygusallık, biraz iyi hissetmek...İçimde yoğun bir trafik var. Ne tarafa baksam üzerime doğru gelen bir araç. Sağım, solum, önüm, arkam... Ortasında çaresizce bekleyen ben...İşin garip yani bu trafiği düzeltmenin de benim elimde oluşu, ve nasıl düzeltmem gerektiğini de bilemiyor oluşum. Bilsem yapar mıyım o heves var mı ondan da pek emin değilim ya neyse.

     Sahi ben nasıl fark edemedim bu yoğunlaşan trafiği nasıl bir bastırılmış duygular silsilesi içindeymişim de görememişim ben bunu. Dışardan hayata devam edip gezip, gülüp, eğlenip her şey yolundaymış gibi yaparken kendimi nasıl bir yoğunluğa sürüklediğimin bile farkında olmamışım. Çünkü kendimi her şeyin çok iyi olduğuna o kadar güzel inandırmışım ki bu denli görememişim. Ama sonra işte o biriktirdiklerimin yüzeye çıkmasıyla olanlar oldu. Artık daha fazla bastıramayacaktım. Kabul edip düzeltmem gerekecekti.

  Evet biliyorum, görüyorum artık içimde kopan fırtınaları. Bir şekilde başlamam gerekiyor bir yol bulmalıyım. Nasıl, nerden, ne zaman vs. ile başlayan sorularım var. Her birine cevap bulmak çok zor. Bir başkası için değil bu kez kendin için yapmalısın demekten başka bir açıklama yapamamak. Hemen olmayacak hatta belki sandığımdan daha da zor olacak ama olmak zorunda kendim için bir şeyler yapmak zorundayım. Bu kez mesele ben mesele biz, kendimiz...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Benden Çocukluğuma...

BİRAZ DA SEVELİM :)